Yeni Çıkanlar

KATEGORİ


Osmanlı İstanbulu’nda Sarraflar
%30

Hüseyin AlŞevket Kamil Akar

Osmanlı İstanbulu’nda Sarraflar

Kategori: İktisat

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Osmanlı para ve finans tarihinin en önemli aktörlerinden biri kuşkusuz sarraflardır. Bu konuda çok sayıda çalışma yapılmış olmasına rağmen, birkaç nitelikli istisna dışında, sarrafların Osmanlı finans sisteminde üstlendikleri rollerin önemiyle orantılı biçimde ele alınmadığı görülmektedir. Gerek popüler tarih anlatılarında gerekse akademik çalışmalarda, mesleğin teknik ve kurumsal boyutlarına yeterince hâkim olunmadan yapılan değerlendirmeler, sarraf figürünü indirgemeci bir stereotipe dönüştürmüştür. Anakronizme dayalı ve ideolojik yaklaşımların hâkim olduğu bu literatür, sağlam temellere oturtulmadan inşa edilen bir yapının hızla yükselmesine benzemektedir. 18. yüzyıldan itibaren giderek artan bir öneme sahip olan İstanbul sarrafları, Tanzimat Fermanı ile iltizam sisteminin kaldırılması sonrasında derin bir sarsıntı yaşamış; bu süreci atlatamayarak yerlerini dış ticaret dünyasından doğan Galata bankerlerine bırakmışlardır. Ancak bankerlerin 19. yüzyılın ikinci yarısına ait arşiv belgelerinde ve dönemin basınında sıklıkla “Galata sarrafları” olarak anılması, bu iki grubun aynı meslek zümresine mensup olduğu yönünde yanıltıcı bir algı yaratmıştır. Bu algı ise, zaten sorunlu temeller üzerine kurulu olan anlatının, farklı bir çatıyla örtülmesiyle sonuçlanmıştır. VakıfBank Kültür Yayınları tarafından Osmanlı İstanbulu’nda Sarraflar adıyla yayımlanan bu çalışma, yanlış temel üzerine kurulan binayı yeniden dönüşüme sokarak sarraf literatürünü sağlam temeller üzerine inşa etmeyi, daha özelinde İstanbul sarraflarının kimler olduğunu açık bir şekilde ortaya koymayı hedeflemektedir.

392,00 ₺ 560,00 ₺

Fiziksel Büyüklüklerin Felsefesi
%30

Niels C. M. Martens

Fiziksel Büyüklüklerin Felsefesi

Çevirmen: Mustafa Bayrak

Kategori: Bilim

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Dış dünyada karşılaştığımız cisimlerin fiziksel özellikleri büyüklüklerle ifade edilir. Su aygırları kirpilerden daha ağırdır, kurbağalar iribaşlardan daha uzun boyludur ve flamingolar pirelerden daha hızlı uçar. Fiziğin özellikleri de böyledir; elektronlar ve protonlar farklı büyüklükte yüklere sahiptir, yukarı kuarklar ve aşağı kuarklar farklı spinlere sahiptir ve x-ışınları ve radyo dalgaları farklı frekanslara sahiptir. Fizik, kimya ve biyoloji gibi bilimler niceliksel ve dereceleri olan özelliklerle doludur. Dahası, bu fiziksel büyüklükler genellikle boyut sahibidir; bir sayı çarpı bir birim ile temsil edilirler. Bu, fiziksel gerçeklik için önemli olanın yalnızca büyüklük oranları olduğu anlamına mı gelir, yoksa bu oranların ötesinde mutlak büyüklüklere de ihtiyaç var mıdır? Evrendeki tüm kütleler, tüm elektirik yükleri ya da mesafeler aniden iki katına çıksa, bir fark algılar mıydık? Bu tür ölçeklendirme dönüşümleri dünyamızın içsel simetrisi midir? Başka simetriler var mıdır? Kitap bu temel soruları, sadece Mors alfabesi ile iletişim kurmaya izin verilseydi, bir kilogramın anlamının uzaylılara nasıl aktarılacağı düşünülerek yazılmıştır.

112,00 ₺ 160,00 ₺

Batı’da Ve Türkiye’de Sergicilik Tarihi
%30

Marcus Graf

Batı’da Ve Türkiye’de Sergicilik Tarihi

Çevirmen: Emre Güler

Kategori: Sanat

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Sanat ve kültürün, toplumsal eğitim ve modernleşme için desteklenmesi hem Avrupa hem Osmanlı-Türk sergi tarihinde büyük öneme sahiptir. Osmanlı İmparatorluğu Tanzimat döneminde, 19. yüzyıl ortasından itibaren Batı’nın tekniği ve kültürüne uyum sağlamayı amaçlamıştır. Türkiye ise devlet destekleri ve sergi dizileriyle ülkede reform yapmayı, ulusal bir kültür geliştirmeyi ve gelişmiş Batılı devletler arasında yer almayı denemiştir. Bilimsel bir konu olarak ele alındığında sanat tarihi ve sanat bilimi, sanatın icrasında ve algılanışında sergi mekânına stratejik bir parça olarak önem vermek durumunda kalmıştır. Serginin kendisi, 1980’li yıllardan itibaren giderek artan biçimde Avrupa ve Kuzey Amerika’da kültür ve sanat biliminin konusu hâline gelmiştir. Günümüzde bienaller ve küratörlük mesleğinin popülerliğiyle desteklenen sergicilik araştırmaları, bilimin önemli bir bileşenine dönüşmüştür. Toplumsal hadiselerle birlikte örülen bu kültür ortamının çok katmanlı yapısını yansıtmaya çalışan bu eser, Osmanlı ve Türk sergicilik tarihinin 19. yüzyıldaki başlangıcından günümüze uzanan gelişim sürecini, Avrupa ve Kuzey Amerika sergicilik anlayışından nasıl farklılaştığını ve onlarla ne tür paralellikler gösterdiğini ele almaktadır.

224,00 ₺ 320,00 ₺

Metafiziğin Güzelliği
%30

Jean Grondin

Metafiziğin Güzelliği

Çevirmen: Özkan Gözel

Kategori: Felsefe

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> “Burada şu harcıâlem ama aynı zamanda kasten anakronik fikri savunmak istiyorum: Metafizik, bugün bağıra çağıra söylendiği gibi, illallah ettirici, neredeyse utanç verici, ne pahasına olursa olsun bir kenara atılması icap eden yol üzerindeki molozlar mesabesinde olmak şöyle dursun, gerçekte, beşeri felsefe ve düşüncenin en büyük faydaya erişmek üzere temellük edebileceği bir mirası cisimleştirmektedir hâlâ... Bu miras, felsefenin, daima olmuş olduğu şey yani –bir yaşam bilgeliği temin eden– şeylerin anlamına dair müteyakkız ve düşünüp-taşınıcı bir kulak veriş haline yeniden gelmesine imkân verebilir…” Günümüz filozoflarından Jean Grondin Metafiziğin Güzelliği’nde modern düşüncenin faydacı, nominalist ve materyalist eğilimlerine karşı metafiziğin kurucu rolünü ve kalıcı değerini savunuyor. Metafiziğin soyut bir spekülasyon olmaktan ziyade, dünyanın düzeninde ve güzelliğinde temellenen, insanlığın en derin anlam arayışına cevap veren temel bir hermenötik çabası olduğunu gösteriyor. Metafizik ve hermenötiği birlikte düşünen kitap metafiziğin varlığı anlama ve yorumlama çabası olarak özünde hermenötik olduğu, hermenötiğin ise, varlığın anlaşılabilir olduğuna dair temel bir metafizik varsayıma dayandığı tezini esas alıyor: “Hermenötiksiz metafizik kör, metafiziksiz hermenötik boştur.” Metafiziğin Güzelliği dünyanın anlamlı ve akıllı bir ilkenin eseri olduğuna dair en güçlü kanıt olan “güzellik”i faş edip, sonu geldiği söylenen metafiziğin güzelliğinin baki olduğunu iddia ediyor. Bir meydan okuma…

168,00 ₺ 240,00 ₺

Nedenselliğin Zamansal Asimetrisi
%30

Alison Fernandes

Nedenselliğin Zamansal Asimetrisi

Çevirmen: Mustafa Bayrak

Kategori: Bilim

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Sebepler her zaman sonuçlarından önce gelir gibi görünür. Bu asimetriyi ne açıklayabilir? Sebep-sonuç ilişkisinde görülen zamansal asimetri, doğa kanunlarındaki zamansal asimetriden kaynaklanmamaktadır; doğa yasaları genel olarak zaman açısından incelendiğinde simetriktir. Asimetri, zamanın kendisindeki bir asimetriden de kaynaklanmamaktadır. Bu kitap, sebep-sonuç ilişkisinde görülen zamansal asimetriyi açıklamaya yönelik son dönemdeki ampirik girişimleri incelemektedir: istatistiksel mekanik, faillik ve çatallanma asimetrisi açıklamaları. Bu açıklamaların hiçbiri henüz tam değildir ve nedenselliğin zamansal asimetrisinin tam bir açıklaması muhtemelen, bu üç programın da belirli derecede katkılarını gerektirecektir. Bilim felsefesi tartışmalarında bu yaklaşım, bilimin işlevini anlamamıza katkıda bulunur. Farklı bilimsel teorileri birbiriyle ilişkilendirmeye yardımcı olur ve zamansal asimetrilerin nasıl ilişkili olduklarını ve nihayetinde evrenin entropik özelliklerine nasıl geri götürülebileceklerini açıklayarak zamansal asimetrilerin birleşik bir resmini sunar. Bunlar felsefede uzun süredir devam eden projeler olsa da, yazarın yaklaşımında özellikle sıra dışı olan şey; fizik ve faile odaklanmayı merkezi bir konumda birleştirmesidir: dünyaya bilimsel bakış açımızı düşünmek için, bilimle olan ilişkimizi kullanmak. Bu kitap kapsamında, fizik yasaları ve faillikle ilgili düşünceler, niye nedenlerin sonuçlardan önce geldiği veya niye geçmişi “tam” gördüğümüzü, ancak geleceği öyle görmediğimizi açıklamaya katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

168,00 ₺ 240,00 ₺

Osmanlı Arabistanı’nda Kıyam Ve Tenkil Vehhabi-Suûdiler (1744-1819)
%30

Selda Güner Özden

Osmanlı Arabistanı’nda Kıyam Ve Tenkil Vehhabi-Suûdiler (1744-1819)

Kategori: Tarih

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Vehhabi-Suûdi kıyamı, çoğu anlatıda “çöl fanatizmi”nin bir yansıması ya da “İslami fundamentalizm”in erken bir örneği olarak sunulur. Bu kitap ise ilk elden kaynaklar ve geniş bir literatür ışığında bu basmakalıp ifadeleri aşarak 18. yüzyıl Osmanlı Arabistanı’nı merkez-çevre ilişkileri, kabile sosyolojisi ve dinî söylemin dönüşümü ekseninde yeniden ele alıyor. “Merkezî otoritenin zayıflaması”, “merkeze başkaldırı” gibi yaygın kabullerin ötesine geçerek meşruiyetin yeniden tanımlandığı çok boyutlu bir güç mücadelesini analiz ediyor. Diğer Selefi-ihyacı akımlarla yapılan karşılaştırmalar sayesinde Vehhabi-Suûdi hareketini daha geniş bir entelektüel bağlama yerleştiriyor. Güçlenen hanedan ile dinî söylem arasındaki simbiyotik ilişkiyi çözümleyen ve Arabistan’ın Suûdileşmesi sürecine ışık tutan Osmanlı Arabistanı’nda Kıyam ve Tenkil, din-iktidar-toplum ilişkilerini anlamak isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı.

336,00 ₺ 480,00 ₺

Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi Düşünce Tarzı Ve Düşünce Kolektifi Teorisine Bir Giriş
%30

Ludwik Fleck

Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi Düşünce Tarzı Ve Düşünce Kolektifi Teorisine Bir Giriş

Çevirmen: Elif Hilal Fertellioğlu

Kategori: Felsefe

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Ludwik Fleck’in Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi kitabı 1935’te yayımlansa da Thomas Kuhn’un Bilimsel Devrimlerin Yapısı’na yazdığı meşhur önsözde ona atıf yapmasıyla yeniden keşfedilmiştir. Bu sayede Fleck, Kuhn ve Popper gibi popüler figürlerin öncesinde yer alan, çağdaş bilim teorisinin en etkili figürlerinden biri hâline gelmiştir. Fleck’e göre bilim, taşların üst üste konduğu doğrusal bir birikimle ilerlemez. Bilimsel değişim, bir toplumdaki hâkim düşünce tarzlarının yavaş ama sürekli dönüşümüyle belirlenir. Bu düşünce tarzları tarihsel olarak olgunlaşır, toplumsal koşullara tabidir ve onları taşıyan insan topluluklarıyla âdeta bir “yumak” meydana getirir. Fleck’in kavramsallaştırmasıyla düşünce kolektifleri yeni problemlerin görülmesine ve işlenmesine imkân tanıyan dinamik alanı yaratır. Kuhn’un kesintili devrimlere dayalı modelinin aksine, Fleck sürekli işleyen bir kolektif yeniden-biçimlenme görür. Bu kolektifin varsayımları, üyelerini çoğu kez onlar farkında bile olmadan değiştirmektedir. Elinizdeki kitap yalnızca bilim tarihine dair bir inceleme değil, düşüncenin toplumsal örgütlenişine ve bilginin nasıl mümkün olduğuna dair eskimeyecek bir manifesto ve “gerçek”in kolektif doğasını yeniden düşünmeye davet ediyor…

224,00 ₺ 320,00 ₺

İspanyol Ulusal Sineması
%30

Nuria Triana-Toribio

İspanyol Ulusal Sineması

Çevirmen: Fatma Büşra Çalış

Kategori: Sanat

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Bir ulus, kendiyle ilgili anlattığı hikâyeler olmadan bir hiçtir. İspanyol Ulusal Sineması’nda Núria Triana-Toribio, filmlerle anlatılan hikâyelerin bir kısmını ve aynı zamanda ulusun oluşumuna katkı sağlayacak yeni hikâyeler sunması için İspanyol sinemasından talep edilenleri inceliyor. Ayrıca, salt “önemli anlara” odaklanan ulusal sinema incelemelerine karşı çıkarken, yönetmenlerin “İspanyolluğu” gibi İspanyol sinemasının değişen ulusal niteliklerini irdeliyor. Núria Triana-Toribio’nun kavrayışlı çalışması, “ulus” ve “ulusal sinema” kavramlarını İspanyol sineması özelinde tarihsel ve kuramsal boyutlarıyla ele alıyor. Eser, “İspanyol sineması diye bir şey var mı?” sorusundan yola çıkarak filmlerin Franco rejiminde ve 1970’lerde İspanya’ya demokrasi geldikten sonra ne şekilde ulusal bir kültür endüstrisi işlevi gördüğünün izini sürüyor. Bir yandan Almodóvar ve Medem gibi uluslararası üne kavuşmuş “yüksek sanat” yönetmenlerinin eserlerini ele alırken, öte yandan esasen ulusal bağlamda başarı kazanmış popüler sinemaya odaklanıyor. Kitapta önemli yer tutan españolada gibi kavramlar Türkiye’deki “Yeşilçam sineması” tartışmalarıyla paralellikler sunarken, Franco rejimi sonrası Nuevo Cine Español’un doğuşu da 1990 sonrası Türk sinemasındaki arayışları akla getiriyor. Yalnızca İspanyol sinemasına dair bir inceleme olmanın ötesine geçen bu değerli eser, sinema ve İspanyol ulusal kimliği arasındaki karmaşık ve değişken ilişkiye ışık tutarak “ulusal sinema” düşüncesini farklı bağlamlarda yeniden anlamlandırmak isteyen okurlar için de verimli bir karşılaştırmalı zemin sunuyor.

294,00 ₺ 420,00 ₺

Edward Said Sonrası Oryantalizmi Yeniden Düşünmek
%30

Edward Said Sonrası Oryantalizmi Yeniden Düşünmek

Kategori: İnsan ve Toplum

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Yarım yüzyıldır Doğu ile Batı arasındaki bilgi, iktidar ve temsil ilişkilerine dair tartışmaların merkezinde yer alan Oryantalizm adlı eserinde Edward Said, Avrupa’nın siyasi-iktisadi-kültürel çıkarlarıyla şekillenen düşünce geleneğini çözümlemiş; mesleki uzmanlığın ötesinde, oryantalizmin çeşitli toplumsal ve siyasal bağlamlarda nasıl yürürlükte olduğunu göstermişti. Elinizdeki derleme, verimli sonuçlarını göz ardı etmeden Said’in mirasının bugün neye dönüştüğünü ve hangi açılardan sorgulanabileceğini ele alıyor. Edward Said Sonrası Oryantalizmi Yeniden Düşünmek, teorik-tarihsel temellerden küresel-siyasal boyutlara, akademik yönelişlerden İslam çalışmalarına, kültürel temsillerden farklı coğrafya ve bağlamlarda yeniden inşa süreçlerine uzanan geniş bir yelpazede oryantalizm tartışmalarına bütüncül ve eleştirel bir katkı sunuyor.

343,00 ₺ 490,00 ₺

Lale Devri mi?
%30

Lale Devri mi?

Kategori: Tarih

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Ahmed Refik’in Lale Devri kitabı, modern Osmanlı tarihçiliğinde birçok kitap, makale ve polemiğin kapısını açmıştı. Kâh Osmanlı Devleti’nde batılılaşmanın başlangıcı, kâh zevk ve sefaya düşen III. Ahmed ve damadı İbrahim Paşa’nın hatalı ve hedonist tasarruflarının anlatısı hâline gelen “lale devri” gerçekten yaşanmış mıydı? Birçok revizyonist çalışmanın da konusunu teşkil eden bu dönem, Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biridir. Erken batılılaşma ve sefahat arasında gidip gelen bu dönemin tanımı değil, bizatihi varlığı tarihsel bir mesele olarak ele alınmalıdır. 1718-1730 döneminin kültürel, siyasi, sosyal veçhelerini ele alan makalelerden müteşekkil bu derleme, Ahmed Refik ve onu takip eden tarihçilerin “edebî bir dönem icadı” yaptıklarını göstermeyi ve lale’nin gölgesinde kalan bir devri yeni araştırmalarla yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor. Selim Karahasanoğlu giriş yazısında “lale devri” adlandırmasını problematize ediyor ve doktora tezinden bugüne döneme yönelik çalışmaların evrimini değerlendiriyor. Tülay Artan, dönemin entelektüel çevrelerini, kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasının resmini, “lale devri” anlatısının merkezî simalarından Paris sefiri Mehmed Çelebi’nin fikir dünyasıyla ele alırken, Mehmet Yılmaz Akbulut, bu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir “zevk ve sefahat çağı” değil, Avrupa’daki güç dengelerine duyarlı diplomatik bir dönemeç olarak yeniden konumlandırıyor. Tuğba Kara’nın devrin sembolü haline gelmiş bostanlar üzerine birincil kaynaklarla yapılan çalışması; Şaduman Tuncer’in padişahın mesire ve kasırlar arasındaki hareketlilik alışkanlıklarını inceleyen makalesi ise, dönemin saraydaki gündelik hayatını abartılardan arındırarak somutlaştırıyor. Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma perspektifinin yetersizliklerini vurgulayan bu makaleler Ahmed Refik’in kitabın yayımlanmasından sonra kaleme aldığı yazıları ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor. Kendi yarattığı anlatıyı birkaç yıl sonra nasıl yumuşattığı, hatta yer yer geri aldığı; Fatma Aliye ile girdiği polemikler; İbrahim Paşa’yı savunma teşebbüsleri bu metinlerde “lale devrinin” ilk revizyonu olarak sunuluyor. Öte yandan Türk okuruyla ilk kez buluşacak bir diğer çalışma, Wilhelm Heinz’ın 1967 tarihli makalesi, dönemin kültür dünyasını, popülerleşmiş anlatının ötesine taşıyor.

476,00 ₺ 680,00 ₺

Şu İstanbul Denilen Yer İstanbul Öyküleri
%30

Sait Faik Abasıyanık

Şu İstanbul Denilen Yer İstanbul Öyküleri

Kategori: Edebiyat

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> İstanbul’da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana âşığım: İşte 1942 senesinin 21 Haziran’ının gece yarısından sonra saat üç buçukta uyanık, beyaz şimşeklerin çaktığı, yağmurlu bir gecenin sana tebliği. Sait Faik’in İstanbul’u, sokakların, kahvelerin, sinemaların, meyhanelerin ve küçük insanların sesleriyle kurulan canlı bir dünyadır. Bir flanör duyarlılığıyla kenti adımlayan yazar, İstanbul’u yalnızca bir mekân değil, öykünün nabzını tutan bir karakter olarak anlatır. Bu seçki, Sait Faik’in –Adalar hariç– İstanbul odaklı kırk bir öyküsünü bir araya getiriyor. Öykülerin süreli yayınlardaki ilk versiyonları ile yazarın hayattayken çıkan kitapları karşılaştırılarak hazırlanan bu derleme kent belleği için bulunmaz detayları da içinde barındırıyor. Bugün Sait Faik’in anlattığı İstanbul’un izlerine pek az rastlansa da, “şu İstanbul denilen yer”in hafızası onun öykülerinde hâlâ yaşamaya devam ediyor. VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle okurlarını bekleyen bu kitap, bir şehrin bir yazarda bıraktığı izlerin en berrak tanıklığı.

210,00 ₺ 300,00 ₺

Türkiye’de Yükseköğretim ve Bilim
%30

Mahmut Özer

Türkiye’de Yükseköğretim ve Bilim

Kategori: İnsan ve Toplum

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Türkiye’de yükseköğretim sistemi son yirmi yılda hızlı bir kitleselleşme sürecinden geçerek öğrenci ve kurum sayısında dikkat çekici bir artış göstermiştir. Bu büyüme, geçmişte yapısal nitelik taşıyan pek çok sorunun hafiflemesini sağlasa da yeni ve daha karmaşık sorun alanlarını da görünür kılmıştır. Türkiye’de Yükseköğretim ve Bilim, söz konusu dönüşümü çok boyutlu bir çerçevede ele alarak yükseköğretim politikalarının mevcut durumunu, sınırlarını ve geleceğe yönelik yönelimlerini kapsamlı biçimde ele almaktadır. Eserde, öğretim üyesi arzı, kalite güvencesi, kurumsal farklılaşma, uluslararasılaşma ve bilimsel üretim kapasitesi gibi yükseköğretim sisteminin temel bileşenlerine ilişkin güncel değerlendirmeler yer almaktadır. Yapay zekâ, kuantum teknolojileri ve değişen iş gücü piyasaları gibi yeni bilimsel ve teknolojik dinamiklerin yükseköğretime etkisinin ele alındığı kısımlarsa üniversitelerin gelecekte üstleneceği rolün yeniden düşünülmesini gerektiren yapısal dönüşümlere işaret etmektedir. Ayrıca kitapta; medeniyet tasavvuru, matematik ve bilim tarihine yönelik tartışmalar ile eğitim politikalarında tutarlılık ve yönetişim meseleleri incelenmekte, böylece yükseköğretim tartışmaları daha geniş bir düşünsel çerçeveye yerleştirilmektedir. Türkiye’de Yükseköğretim ve Bilim, akademisyenler ve araştırmacılar için Türkiye’nin yükseköğretim alanındaki mevcut konumunu değerlendirmeye ve geleceğe ilişkin stratejik bir perspektif geliştirmeye imkân sunan bütüncül bir başvuru kaynağı niteliğindedir.

406,00 ₺ 580,00 ₺

Heidegger ile Bir-Arada
%30

Heidegger ile Bir-Arada

Kategori: Felsefe

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Heidegger ile Bir-Arada Türkiye’de Heidegger felsefesi üzerine çalışan araştırmacıların yazılarından oluşan bir demet. Eser, filozofun düşüncesini hem kendi iç dinamikleriyle hem de diğer önemli düşünürlerle olan ilişkisi bağlamında ele alan iki ana bölümden oluşuyor. Birinci kısım “Bir-Arada”, Heidegger’in düşüncesindeki temel kavramları, sanat ve teknolojiye dair görüşlerini ve en tartışmalı yönü olan Nasyonal Sosyalizm ve antisemitizm ile olan ilişkisini derinlemesine inceliyor. İkinci kısım “Birlikte” ise Heidegger felsefesini Husserl, Levinas, Kant, Derrida ve Adorno gibi düşünürlerin perspektifleriyle karşılaştırarak, onun 20. yüzyıl ve çağdaş düşüncedeki yerini ve etkisini konumlandırıyor. Eser, Heidegger’in Batı metafiziğine yönelik radikal eleştirisinden varlık sorusuna, Dasein analitiğinden sanatın hakikati açığa çıkaran rolüne kadar uzanan geniş felsefi yelpazeyi yetkin ve açıklayıcı bir dille sunuyor.

336,00 ₺ 480,00 ₺

Yaşasın Dünya Yazılar – Röportajlar
%30

Sait Faik Abasıyanık

Yaşasın Dünya Yazılar – Röportajlar

Kategori: Edebiyat

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Şimdi bizde mademki klasik yoktur; o hâlde lisanımızı da klasiklere borçlu değiliz. Kime borçluyuz? Hocamıza, anamıza, babamıza, köye, şehre, etrafımıza ve cemiyete borçluyuz. Binaenaleyh lisan cihetinden Hüseyin Cahit’in sarf ve nahvinden gayri hiçbir borcumuz olmayan dünkülere ne cihetten perestiş edelim? Sait Faik’in keskin gözlemini, içten mizahını ve hayatiyetini bir araya getiren Yaşasın Dünya, sadece röportaj ve yazılardan oluşan bir seçki değil; Türkçenin en ustalıklı yazarlarından birinin insanı, dili, edebiyatı ve kenti nasıl okuduğunun da göstergesidir. Onun metinlerinde, dönemin edebiyat camiasından dil ve edebiyat tartışmalarına, eleştirmenlere, edebiyatta tasfiye davalarına dek uzanan geniş bir yelpazede capcanlı bir edebiyat tarihi de hayat bulmaktadır. Sait Faik’in hayatı incelikli yerden kavrayışıyla mahkemelerdeki tanıklık kayıtları kendiliğinden birer hikâyeye dönüşüverir; sıradan insanların hüzün ve sevinçleri, edebiyatın ikiyüzlülüğü nazik bir öfke ve istihza ile ifşa edilir bu kitapta. VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle okurla buluşan Yaşasın Dünya; bir çocuğun, bir kahvenin, bir mahallenin, bir kentin dünyasını büyük içtenlikle kuran Sait Faik’in kaleminden okuruna bazen sıcaklık duyuracak bazen de ince bir sızı.

322,00 ₺ 460,00 ₺

Denizler İçinde Bir Deniz Ada Öyküleri
%30

Sait Faik Abasıyanık

Denizler İçinde Bir Deniz Ada Öyküleri

Kategori: Edebiyat

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Adaların içinde bir Burgazadası vardır. Bir sandal vardır, tam Kaloyeros’la Leandros’un gözüktüğü nişanda. İşte o benim. Ben, sandallar içinde bir sandal, denizler içinde bir deniz, insanlar içinde bir insan. Sait Faik’in ada öyküleri, İstanbul Adaları’nın ışığını, kokusunu, insanını ve doğasını edebiyatımızın en özgün sayfalarına taşır. Balıkçıların sesi, kuşların gölgesi, denizin çalkantılı ruhu ve Adalar’ın çok kültürlü dokusu, onun kaleminde hem bir mekân hem de bir yaşam biçimine dönüşür. Elinizdeki seçki, Sait Faik’in ada temalı öykülerini süreli yayınlardaki ilk versiyonları ile kitaplarda yer alan son biçimleri karşılaştırarak hazırlanmış özel bir derlemedir. Böylece okur, Sait Faik’in öykülerini nasıl dönüştürdüğünü, dilinin ve ritminin zaman içinde nasıl olgunlaştığını yakından görme imkânı bulur. Ada yalnızca bir arka plan değil; insanların, kuşların, vapurların, rüzgârın ve gündelik hayatın bir arada soluk aldığı canlı bir karakterdir Sait Faik’te. VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle okurla buluşan Denizler İçinde Bir Deniz, onun ada ile kurduğu derin bağı ve yazıya tutunma biçimini görünür kılan, hem edebiyat meraklılarına hem de araştırmacılara hitap eden kapsamlı bir seçki.

224,00 ₺ 320,00 ₺

Erken Modern Avrupa Tarihi Yönetenler ve Yönetilenler
%30

Hamish Scott

Erken Modern Avrupa Tarihi Yönetenler ve Yönetilenler

Çevirmen: Sinan Çakır

Kategori: Tarih

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Erken modern Avrupa tarihini krallar ve savaşlar üzerinden değil, iktidarın toplumsal dokuda nasıl kurulduğunu ve sınandığını gösteren kapsamlı bu panorama, orta çağların sonundan on sekizinci yüzyıla kadar geniş bir kronolojiyi ayrıntılarıyla ele alıyor. Tarihçilikteki yeni araştırma yöntemlerini ve klasikleşmiş literatürü bütünlük içinde değerlendiren eser, Avrupa monarşilerinin hanedan siyaseti, meşruiyet ve kurumlaşma eksenlerini odağında tutuyor. On altıncı yüzyılda V. Karl’ın “evrensel monarşi” ufku, mezhep savaşları ile barok monarşinin aygıtları, monarşik iktidarların sırf “tepedeki” bir irade değil, aynı zamanda parlamento, saray ritüelleri ve çeşitli hukuk sistemleriyle örülmüş bir pazarlık sahası olduğunu berrak biçimde gösteriyor. Erken modern Avrupa’daki devletlerin esneklik ve kırılganlığın aynı zeminde nasıl var olduğunu, modernliğe giden yolda önce Rönesans sonra birleşik monarşiler tecrübelerinin, Fransız ve Habsburg mutlakiyetinin sınırlarını, mekânlarını, mali ve askerî idarelerini yoğun ayrıntılarla resmeden eser, nihai olarak şu sorunun peşinde: Erken modern Avrupa devletlerinde iktidar ve halklar arasındaki ilişkinin esasları nelerdi? VakıfBank Kültür Yayınları’nın Erken Modern Avrupa Tarihi serisinin 6. kitabı, modern Avrupa’nın iktidar yapılarının tarihsel kökenlerini çözümlemek için bir rehber niteliğinde: monarşik yapılardan cumhuriyet ve cumhur yapılarına; vergi, kurumsallaşan kredi sistemleri ile devlet tahvilleri ve bürokratik yapıların anatomileri bu cildin geniş ufkunda önemli durakları teşkil ediyor.

364,00 ₺ 520,00 ₺

Heidegger’i Anlamak Başka Bir Varlık Tasavvuruna Dair Bir Umut
%30

Jean Grondin

Heidegger’i Anlamak Başka Bir Varlık Tasavvuruna Dair Bir Umut

Çevirmen: Özkan Gözel

Kategori: Felsefe

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> “Heidegger’i anlamak, onun temel sorusunu yani varlık sorusunu anlamaktır, bu soruyu neden sormak istediğini anlamak ve bu sorunun ne bakımdan öncelikli olmaya devam ettiğini anlamaktır. Ama değil mi ki işimiz Heidegger ile, onu anlamak aynı zamanda onun şahsiyetini ve siyasi bağlanımını anlamaktır. Eldeki kitap bu iki görevi üstleniyor hevesle. Yol gösterici fikri, filozofun “siyasi” bağlanımını ancak onun asli sorusunun niyetini ya da bununla murat ettiği şeyi anlarsak anlayabileceğimizdir.” Günümüz filozoflarından Jean Grondin Heidegger’i Anlamak’ta onun felsefesini, modernitenin nominalist ve teknikçi çıkmazına karşı varlığın gizemini ve asli anlamını yeniden keşfetmeye yönelik kahramanca, ancak trajik bir mücadele olarak sunuyor. Heidegger’in projesini, varlığı, ölçülebilir ve teknik olarak kullanılabilir bir “varolan”a indirgeyen hâkim varlık anlayışını aşma girişimi olarak resmediyor. Filozofun Nasyonal-Sosyalizme olan desteğini ise bu felsefi arka planda trajik bir yanlış anlama olarak okuyor: O, Nazi “hareketinin” varlıkla ilişkide tarihsel bir “dönemeç” getireceğini ummuş, ancak hareketin aslında kendisinin aşmaya çalıştığı modern teknik zihniyetin zirvesini temsil ettiğini geç fark etmiştir. Heidegger’in Anlamak filozof ile asıl tartışmanın siyasi plandan ziyade metafizik planda yürütülmesi gerektiğini savunuyor ve bu tartışmayı Heidegger felsefesinin temel problemleri ve kavramlarını çözümleyerek hakkıyla icra ediyor.

287,00 ₺ 410,00 ₺

Yeşilçam Öykü Sineması
%30

Serpil Kırel

Yeşilçam Öykü Sineması

Kategori: Sanat

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> (…) Dün olduğu gibi gelecekte de Yeşilçam anlatılarıyla karşımıza çıkan duygu ve duygulanımlar aktarılmaya ve seyircisinde tahmin edilemez karşılıklar bulmaya devam edecek. Yaşantılar değişse de Yeşilçam filmleri düne dair seslerin, hitapların, konuşmaların, beden dilinin, anlayışın, gündelik yaşama dair parçaların, fiziksel mekânların kaydının tutulmasına ve iletilmesine aracılık edecekler. Yeşilçam Öykü Sineması, Türkiye’de popüler sinemanın altın yılları olarak kabul edilen altmışları; etkisi günümüze kadar devam edebilmiş, kayıtsız kalınamayacak bir popüler sinema pratiğini ve geleceğe uzantılı bir kültürel alanı mercek altına alıyor. Yazar Yeşilçam’ı Yeşilçam yapan unsurlara odaklanarak dönemin gündelik yaşamını, sinemasal ortamını, üretim koşullarını, sinemanın seyirciyle seyircinin sinemayla kurduğu benzersiz bağı ve filmlerin anlatı yapılarını bir bütün olarak değerlendiriyor. Yeşilçam’a emek verenlerin deneyim ve tanıklıklarına da başvurularak tasarlanan çalışma çoklu perspektifiyle Yeşilçam’ı içeriden ve dışarıdan anlamak ve popüler olanla mesafemizi yeniden düşünmek için temel bir kaynak.

322,00 ₺ 460,00 ₺

İlişkiler
%30

John Heil

İlişkiler

Çevirmen: Samet Büyükada

Kategori: Felsefe

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> İlişkiler, metafiziğin temel konu ve kavramlarına ilişkin kısa ama kapsamlı giriş metinlerini okuyucuyla buluşturmayı amaçlayan Metafizik Bugün serisinin yeni kitabı. Yazarın ifadesiyle “çoğunlukla tali meseleler olarak” görülen ilişkiler, esasında dil, düşünce ve varlığa ilişkin tartışmaların göz ardı edemeyeceği merkezî meselelerden biridir. Bir şey başka bir şeyle nasıl ilişkilenir? İlişkinin ontolojik statüsü nedir? Onlara bir gerçeklik atfetmeli miyiz yoksa yalnızca kendinde var olduğunu söylediğimiz şeylere göreli olarak düşünülebileceklerini mi söylemeliyiz? Heil’in kitabı, bu sorular etrafında “ilişki”nin doğasını, türlerini ve felsefi açıdan anlamını tartışmayı amaçlıyor. Bu bağlamda özellikle önemli gördüğü bir ismin, F. H. Bradley’nin görüşlerini ve günümüz açısından önemini değerlendiriyor. İlişkiler, kavramın çağdaş metafizik tartışmaları içinde nasıl ele alındığını, hangi önemli isimlerin bu tartışmaya katkıda bulunduğunu ve günümüz için anlamını merak eden herkes için temel bir eser.

147,00 ₺ 210,00 ₺

Dürrüşehvar Sultan’ın Anıları Hayal ve Hakikat Arasında
%30

Lale Uçan

Dürrüşehvar Sultan’ın Anıları Hayal ve Hakikat Arasında

Kategori: Edebiyat

<strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> Babası son Halife Abdülmecid Efendi’nin şahlara has incisi Dürrüşehvar Sultan, soğuk bir kış günü 27 Ocak 1914 tarihinde Bağlarbaşı Köşkü’nde dünyaya gelir. İri mavi gözleriyle güzelliği ressamın fırçasından çıkan nefis bir tabloya benzetilen ve dilden dile dolaşan Dürrüşehvar Sultan, babasının kıymetlisidir. Hilafetin ilgası kararı Abdülmecid Efendi’ye bildirildiğinde, Dolmabahçe Sarayı’ndaki olağanüstü hareketliliğe on yaşlarındaki Dürrüşehvar da tanık olur. Yazar, Dürrüşehvar Sultan’ın sürgünle başlayan hayatının farklı dönemlerinde kaleme aldığı Doğan isimli çalışmasını yeniden yorumlayarak okurla buluşturur. Okur bu kitapta, Dürrüşehvar’la tanıştıktan sonra onun gerçeklerine tutunarak hülya alemine doğru hakikat ve hayal arafında bir yolculuğa çıkar.

224,00 ₺ 320,00 ₺

E-Posta Adresiniz

Yeni çıkan kitaplar, kampanyalar ve tüm yeniliklerden haberdar edelim.

Üyelik Sözleşmesi, Aydınlatma Metni’ni ve Gizlilik ve Çerez Politikası’nı okudum, anladım ve onaylıyorum.

Lütfen Üyelik Sözleşmesi, Aydınlatma Metni ve Gizlilik ve Çerez Politikası metinlerini onaylayınız!